Balasu Dündaralp kimdir?

Geschrieben am: 28 January 2019, von:

Okumaya sabrı olanlar için;

Küçüklüğümden beri uzaya baktığımda bir gün orada olacakmışız gibi içim mutlulukla dolardı. Gelecek geçmiş ve tüm insanlığın kayıtları sanki oradaydı. Küçük yaşlardan itibaren babamın işi nedeniyle çok seyahat ettik. Geceleri bulutsuz İzmir’in gökyüzü bir nebula (bulutsu) örtüsüydü.

Eski uygarlıkların beşiği Anadolu’nun antik yıkıntıları arasında çok dolaştım. Küçüktüm, çok hedefim vardı. Okumak için kendime bir şeyler bulurdum. Düşünürdüm, kurgulardım. Antik Yunan’ın tanrıları gökyüzündeydi ve sonra okul hayatımla birlikte eski Türk bilginlerle ve astronomlarla tanıştım. Sanki büyülü bir dünyanın kapısı önüme açılmıştı. Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın bilginleri de yıldızlardan ilham almıştı. O aralar aynı dönemde Stephen Hawking’in Zamanın Kısa Tarihi’ni okurdum. Evde çok sayıda bilim, tarih, tıp ve botanik içerikli kitap vardı.

İlkokulda teneffüste bile araştırma yapardık. Ama okumak için çok zaman olmasına rağmen hem gezip hem okuyup hem öğrenip bir de yapacağımız şeyler için üniversite okuyacaktık.

Tarih ailemin köklerinde fazlası ile var. Beni de ikna edip Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’ne başlatınca kendimi Tarih Metadolojisi içinde buldum. Ancak bunu yine bilimle, geçmiş ve gelecek ile birleştirmek gerekiyordu. Osmanlıca öğrenmem biraz zaman aldı. Diplomatika dersinde hocamızla az tartışmazdım.

Gelenekleri, geçmişi başta ‘Türk Devlet Geleneği’ denen olguyu bu yıllarda öğrendim.

Moğolların tüm Asya ve Anadolu coğrafyasını istila edişi gözümüzün önüne gelen o tabloda işler değişti.

Bir gün hocamız bir Moğol’un savaşa giderken ve zorlu bozkır şartlarında atının göğsüne attığı bir çizik ile kanını içtiğini, bununla uzun süre bir şey yemeden savaştığını ve hayatta kaldığını öğrendim. Evet şimdi bu durum size çok soğuk ve vahşi gelebilir. Ama bozkırların kendine özel yaşam kuralları vardır. Gobi Çölü, Aral Gölü, Hindikuş Dağları, sonra oradan Semerkand ve Buhara’nın insanların o dönem yaşam gelenekleri içinde yer bulmuş batının anlayamadığı ama dönem itibariyle normal karşılanan bazı rutinlerinde Moğollar gelmiş geçmiş en acımasız ve en gıpta ile bakılanı bile olabilir.

Moğolların Türk müdür değil midir tartışmalarından konu onların nasıl hayatta kaldığı, göçebe Türklerin beslenme ve yaşam şekillerine günlük hayat rutinlerine kadar geliyordu. Cengizhan üzerine yazdığım tezde bir parça bu konudan da bahsetmiştim. Tezim Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Kütüphane’sinde yaptığım diğer çalışmalarla birlikte okunabilir.

Kuşkusuz İslam dini Türklüğün bozkırdaki yansımasını tamamen olmasa da derinden değiştirmiştir. Daha oturaklı, şehirli ve ehil bir yapıya kavuşmasında İslam’ın rolü büyüktür.

Büyük İslam bilginleri sadece din alanında bir alim de sayılmazdı. İşte bingo.

Biz Tarihçiler, coğrafyacılar, sosyologlar ve bugün batı dünyasının keskin kurallarla birbirinden metadoloji ve kürsü olarak ayırdığı bu dalları eskiler bir arada bir Yaşam Bilimleri olgusu altında birleştirmiştir.

OLDUĞUN YERDE KAL?

Hayır. Açıkça bilimi bir bütün olarak düşünürdüm. İngilizce, Osmanlıca, Diplomasi, Politika, Tarih, Psikoloji, Felsefe, Kimya, Astroloji, Sosyoloji, Bilim Tarihi, Ekonomi Tarihi ve Ekonomi Modelleri, Teknoloji ve Futurizm gibi bir çok multidisipliner alanda okumak, kendini geliştirmek ve yaşam felsefesi doğrultusunda ortaya bir birikim koymak gerekmiyor muydu?

Yoksa sadece bize sen makine mühendisi ol, sadece öğretmen ol, sadece akademik olan diyen bir anlayışı kabul mu edecektim? Ama bu haksızlıktı.

Yaşam Bilimleri yurtdışında daha çok biyoloji, tıp, genetik ve teknoloji konularının bir potada harmanlandığı bir dal. Ortaya çıkan tüm ürünler ve hizmetler doğanın, canlıların ve bu düzlemde olagelmiş biyo döngünün anlaşılmaya çalışılması ile şekillenir. Bu ele alınan düzlem için insanlık ya da canlılar adına yeni geliştirmeler yapılır. Mesela elektrikle çalışan araçlar bu düzlemde bir ihtiyaçtır ve üretimi bir çok bilimsel metodolojinin, bilginin, bilimsel tespitin sonucunda buraya kadar gelmiştir. Yaşam bilimleri içinde bir çok alanda yeri vardır. Örneğin, green gas denen ve iklim değişimlerine sebep olan gazların artışı canlı mikrobiyotasını bozmuştur ve insanın doğal yaşam koşullarında problemler yaratmıştır. Bu gaz emisyonlarının doğaya salınımlarını arttıran ve petrol türevi yakıt kullanan araçların terk edilerek elektrikle çalışan doğaya uyumlu araç geliştirme yine bu dalın konularındandır.

Yaşam Bilimleri bugün, yediğiniz, içtiğiniz, giydiğiniz, sürdüğünüz, kullandığınız, kedinizi ve köpeğinizi doyurduğunuz, çocuklarınızın sırtına taktığınız, arabanızın garajdan çıkarılıp evin önüne gelmesini sağlayan, garaj kapısını açan, izlediğiniz yayınları kaydeden, size maillerinizi okuyan, çayınızı kahvenizi bir tuşla belli bir saatte hazırlayan, çiçeklerin ışık almasını sağlayan perdelerin zamanında açılmasını sağlayan, tek tuşla banka transferlerinizi gerçekleştiren, evin oksijen ve temiz hava kalitesini ölçen, buzdolabında bir şeylerin bozulmuş olabileceği sinyalini veren artık hayatınızı kolaylaştıran ve sizi daha iyi yaşatacak ne varsa GELİŞTİRİR.

Ben ve benim gibi kabına sığmayan girişimciler bir çok alanda almış oldukları eğitim, okudukları araştırma, çalıştıkları hekim, teknolog, geliştirici ve geliştirdikleri ürünler sayesinde hayatınızı kolaylaştırıyor olabilir miyiz?

Bakın ne kadar da yolun başındayız?

İbn-i Sina (Tam adı ile Ebu Ali el-Hüseyin bin Abdullah Bin Sina, Batılıların verdiği adıyla Avicenna) 57 yıllık ömründe bıraktığı 200 farklı eseri ile tıp dünyasının babasıdır. Ancak bu bilgileri sağlayabilmek için yaklaşık 10 alanda çalışmak durumunda kaldı. Eğer sadece 10 alanda okusa bile eser bırakmayan biri olsaydı bugün bir adı olmayacaktı .. Ama aldığı eğitim ile zekasını birleştirip birden çok alanda ömrünü Yaşam Bilimleri’ne adamış olan ünlü Türk İslam bilgini bugün adını büyük harflerle tüm batı tıbbının temellerine yazdırmıştır . El Kanun Fit Tıp eseri 7 asırdır kaynak olarak okutulur. Şimdi bu bilgin bu çağda yaşasa ona kim gibi bakacaktık??? Doktor ? Bilim adamı? Yazar? Mucit? Araştırmacı? – Pardon?????

Leonardo da Vinci yaklaşık 12 kadar alanda çalışmış bir bilgindir. Kendisinin bir mesleği var mıydı? O da bir mucittir. Kimse ne kadar kazandı ya da atının modeli şuydu, bilmem ne şatosunda yaşıyordu diye anmayacaktır. Herkes onu resim, teknoloji, yaşam bilimleri, astronomi alanında yaptığı çalışmalar ve en çok da Mona Lisa ile tanımaya ve taçlandırmaya devam edecektir. Bugün yaşasaydı Leonardo Da Vinci’ye nasıl bir ünvan verecektik??? Üzgünüm çatlak bir mucit diyecektik.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri ünvanı ile Zülcenaheyn yani ‘iki kanatlı’ Marifetnameyi yazdı. Hocası İsmail Fakirullah Hazretleri’nden fen ve din alanında üstün bir eğitim almış olan bu erenlerden ünlü Türk İslam bilgini hocası için kozmografik bir yapı olarak inşaa ettiği mezarın bir gün dünya Unesco Kültür Mirası listesine alınacağını bilerek değil, üstün bir azimle çalıştı. Bugün hala kozmografik yapının sırrına vakıf olunabilmiş değil. Kendisinin Alize rüzgarlarından tutun, ayın çekim kuvvetinin insan bedeni üzerinde etkilerine, ısının insan cildi üzerindeki etkilerini coğrafya ve enlem bazında sıralamış olduğu metinlere kadar çok geniş bir alanda verdiği bilgiler sayesinde cilt haritası çıkardık. Bugün kendisi yaşasaydı kendisi hangi üniversitenin kürsüsünde olacaktı?

Artık dünyanın dallara ayırdığı, böldüğü, parçaladığı ve bir arada bulunup da bir türlü yol alamadığı bu detaylarda boğulmuş kürsüleri, anlaşamayan bir türlü ilerleyemeyen, bir çok hastalığa belki eski kaynaklara tekrar inecek olsa şıp diye çözüm bulacak bilimsel metodoloji için birlikte kafa yormak ve geliştirmek zorundayız. Kimyagerlerin tek başına bir köşede araştırdığı bir konuyu bir tıp otoritesi kendi araştırma konusu içinde de ele almak ve bir makine mühendisinin de işine yarayacağı şekilde dizayn etmek ve belki bir ev kadınının hayatını kolaylaştıracağı düzleme getirmelidir. Bilim sadece laboratuvara sıkıştırılmış sanal bir olgu değil, insan yaşamını kolaylaştıran, soru soran, üreten ve düşünen herkesi kapsayan bir düzlemdir.

Çocuklarınıza ne yapmak istediklerini sorun. Eğer yapmak istedikleri şeyin günümüz mesleklerinde bir karşılığı yoksa onların önüne daha çok kaynak koyun. Canım sıkılıyor diyen bir çocuk aslında size sadece bir şeyler üretelim mi demek istiyordur.

Bana sen nesin diye sorduklarında size bu yazıyı okutan şey merak ve biz gibilerin aldığı sonuçlardır.

Mesleğim bu yaşam ve onun üzerinde ne varsa geliştirmektir. Tadını çıkarın!

2 thoughts on “Balasu Dündaralp kimdir?

  1. Cismen ve ruhen aynı kozmosta düşüncelerinizi ve fikirlerinizi destekleyen hemcinslerinizin olduğunu bilmek huzur verici.
    Bilimin ışığıyla aydınlanan yolunuz hep açık olsun. Gurur duydum, takdir ve gıpta ettim… Sevgi ve saygılarımla…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *