Kontak Lens Solüsyonunun Cilde Etkileri

Geschrieben am: 19 February 2019, von:

Kontakt lens solüsyonu zararlı mı? Cilt problemleri arasında bağ var mı?

Kontakt lens solüsyonu lensin temizliğini ve bakımını sağlayan özel sıvı olarak adlandırılıyor. Lens kullanımının artışı ile beraber bu solüsyonların içeriğindeki farklı bileşenler bazı hastalıkları tetikleyici olabilir mi? Genel olarak Kontak lens kullanan hastalarda gözlemsel olarak karşılaştığımız bazı cilt problemlerini aşağıda sizin için derledim.

Kontakt lens solüsyonu ve görülen cilt problemleri:

1. Göz altında morluklar
2. Ciltte kuruma
3. Lekeler
4. Ellerde Kuruma
5. Tüm vücutta kuruma
6. Gözeneklerde genişleme
7. Gri sarı dalgalı lekeler

Yukarıda içerikleri paylaşılan kontak lens solüsyonlarının etken maddelerinin etkileri ile ilgili bazı araştırmalar yapılmış.

Kontakt lenslerde görülen problemler:

Kontakt lenslerde en büyük problemlerden biri, kontakt lenslerin patojen bakterileri taşıyabilmesi ve albümin gibi proteinleri biriktirerek biyofilm nedeniyle kullanılan lenslerde görüşün azalması (buğu) bu anlamda eskiden birden fazla solüsyon kullanılırken artık tek bir lens solüsyonu ile bakterilerden arındırma, su tutma kapasitesinin arttırılması ve biyofilmin azaltılması sağlanabiliyor.

• Hyalüronik Asit (Hyaluronan): Biyolojik ürünlerden doku yapılandırılmasında, su tutulumunda (lensin ıslak kalması için) kullanılır. Kontak lens içinde bir zararı bulunmuyor.

• Sulfobetaine: Proteinlerden temizleyen ajan. Eski lens solüsyonlarında ayrıca kullanılan protein temizleyicileri artık bu lens solüsyonlarındaki polimerler sayesinde daha rahat. Araştırmalarda Sulfobetaione in toksik olduğuna dair bir kanıt yok.

• Poloxamine (plural poloxamines): Birçok kimyevi madde, kozmetik ve deterjanın içinde bulunan bir malzeme. Balık ve deniz kuşlarının bünyelerinde, besin zincirinde gittikçe yayılan ürünlerden de biri. Makalelere göre kalsifikasyona neden olabiliyor. Biokütlede ne kadar vadede nasıl birikir ve nereden sonra problem yaratır henüz daha tartışmaya açılmış bir konu değil. Düşündürücü!

• Borik Asit: Borik asitin de ilginç bir şekilde kıkırdak ve kemik üzerinde çalıştığını biliyoruz.Borik Asit biyolojik açıdan hem negatif hem de pozitif etkilere sahip bir maddedir. Mesela vaginadaki candidanın ortadan kaldırılması için kullanılırken belli bir dozun üstü toksik kabul edilir. Lenslerde patojen bakterilerin ortadan kaldırılması için kullanılmaktadır. Yiyecek endüstrisinde Borik Asit koruyucu olarak kullanılan bir üründür ancak farmokokinetik ve histogenetik tarafında hala araştırılan toksik (zehirli) bir kimyasaldır.

Borik Acit’e uzun süre temasın kronik yorgunluk, zayıflık, mide bulantısı, iştahsızlık, ülser, baş ağrısı, deri döküntüleri, ciltte kaşıntılar gibi problemlere yol açtığını göstermektedir. Sonuç yıllarca temas ettiğiniz Borik Asit sizde nelere yol açıyor olabilir? Borik asit ve türevlerinin birçok böcek ilacı, ev tipi temizleyiciler ve el yüz kremleri ile lens solüsyonlarında kullanıldığını biliyoruz.

• Sodyum Borat: sodium tetraborates Borax olarak da bilinen ve Borik asit türevlerinden biri. Etkileri Borik Asit ile aynı şekilde. EPA’dan alınan toksikoloji raporuna göre uzun dönem etkileri metabolizmada ne ölçüde birlktiği henüz tespit edilememiş toksik bir ajan.

• Edetate Disodium: yine hiperkalsemi ve çinko eksikliğine yol açabilen bir ajan. Anemiye yol açtığı literatürde belirtilmiş.Doz ve süre araştırması yapılmamış.

• Sodium Chloride: Zararı yok. Zaten vücut tarafından emilebilen ve barışık bir molekül.

Kontakt lens solüsyonlarından neden şüphe duymaya başladım?

20 yaşından beri öyle ya da böyle lens ve kontakt lens solüsyonu kullanıyorum. Yıllar içinde kalsiyum metabolizmasındaki değişimi gözlemlemiş ve şüphelenmiştim. Ciltteki etkileri sadece bundan olabilir mi derken lens kullandığım günlerde ellerimde ve özellikle cildimde kuruma, cildimde genel bir ton değişimi oluyordu. Kontakt lens kullanmaya 1 hafa ara verdiğimde durum değişiyor ve cilt eski nemli, parlak ve beyaz rengine dönüyordu. Bu nasıl bir tesadüftü? Artık gözlemci olmakla çatlak olmak arasındaki ince çizgide yürürken bugün yazımın şeklini değiştiren başka bir konu daha önüme çıktı.

Yazıyı taze yayınlayacakken tesisteki kimyager arkadaşlar ile sohbette Boraks türevlerini konuşmada bir durumu daha öğrendim. Malum tüketici alışkanlıklarını bazen takip ediyoruz. Ancak insanlarımızın tam olarak hangi ürünlere gizliden gizliye kullanmaya meyilli olduklarını, hangilerinin gerekli ya da hangilerinin çok tuhafça doğru ya da yanlış kullanıldığına dair hikayeler önümüze geliyor.

Son dönemde vajina için kullanılan intim temizleme jelleri ve spreyleri çok gündemdeymiş. Bingo! Yüksek oranda Borik Asit içeren bu kimyasalın toksik etkisi biliniyor. Bildiğiniz gibi daha önce Vajinada Yanma ve Kaşıntı adı altında bir yazı yazmış, durum hakkında yıllara dayanan tespitlerimi ve nasıl ürün kullanmak gerektiğinden bahsetmiştim. Önce deterjanların iç çamaşırlarına değmesi ve hatta yumuşatıcılarla başlayan alerjik reaksiyon kadınlarda yanma ve kaşıntıya neden oluyor, ardından birçok antibiyotikler kullanılıyor ve en son iş intim temizleme jellerine geliyordu.

Temiz kozmetik işi nerelere dayanıyor gelin görün, kontakt lens solüsyonundan yüksek oranda borik asit içerikli intim jel ve spreyler tüm cilt yapısını bozabildiği gibi uzun vadede hiperkalsemi, yorgunluk, zayıflık gibi nedeni tam da bir konuya bağlanamayabilen birçok kronik probleme neden olabilir.

Borik Asit’in cildi kurutan, cildi kuperoz hale getiren, gözenekleri genişleten, ciltte kül gri renkte dalga dalga leke bırakan bir etkisi olduğunu gözlemlemiştim.

Tavsiyem, ne kullanırsanız kullanın, cildinizdeki değişimleri uzun vadede gözlemleyin. Lekelerin ve ciltteki kurumanın, döküntülerin sadece güneşten kaynaklandığını söylemek üzerine iyice araştırılmamış ve ele alınmamış bir konunun üzerinin örtülmesi olabilir.

30’un üzerinde bilimsel kaynaktan aldığım veriler ışığında sonuç: Kontakt lensler ve intim jellerde farklı oranda kullanılan borik asit türevi içerikler uzun ya da kısa vadede ciltte değişimlere sebebiyet verebilir. Konunun uzmanları yaptıkları araştırmalarda ne kadar borik asit kullanıldığında ne kadarının hücrede biriktiğini ya da 10 üzeri bilmem kaç saniye yani saniyenin bilmem kaçta kaçı kadar sürede Tümor Necrosis Factor ya da kalsifikasyon yapan hormonu salgıladığını henüz tespit etmiş değiller. Bu konu histogenetik tarafında uzun bir araştırma konusu gerektirecektir.

Ne kullanıyorsanız gözlemci olmaya devam edin!

Sağlıkla,

Temiz Kozmetik için www.ozonlabs.org

Kaynaklar:
https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0032254
https://www.researchgate.net/publication/46168566_Risk_and_Health_Effect_of_Boric_Acid
http://npic.orst.edu/factsheets/boricgen.html
https://www.atsdr.cdc.gov/phs/phs.asp?id=451&tid=80
https://www.drugs.com/sfx/edetate-calcium-disodium-side-effects.html

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *