TEMİZ KOZMETİK’TEN DÜNYANIN CİLT ATLASI’NA

Geschrieben am: 19 February 2019, von:

Bu cilt lekeleri konusu öteden beri milletin canını sıkmazdı. Eski kadınların cilt lekesi problemi pek yoktu.. Şimdilerde nereden çıktı nasıl çıktı demeden aldı kadınları bir telaş kimisi kapatıcısız çıkamaz oldu sokağa kimileri var peeling, yok kimyasal filtre (güneş kremleri) vampir gibi gece yaşar oldular.

GÜNEŞE ÇIKAMIYORUM VAMPİRİM!

Peki cancağızım anladım. Güneşe çıkamıyorsun o halde aşağıdaki hususlar konusunda ne yapacağız?

  1. D vitamini sentezini nasıl yapacaksın?
  2. Kemik erimesinden nasıl kaçınacaksın?
  3. Güneş girmeyen eve doktor girecek mi? (Muhtemelen evet..)

Eskiden kadınlar tarlada bahçede çalışırdı ve toprakla da teması da vardı (bkz Grounding adlı geçmiş yazım)

Vitamin D ile ilgili bir sorun da yoktu. Yanaklar al aldı belki ama sağlıktan..Kimsenin cildinde solgun bir renk ya da bu dönemdeki gibi görülen cilt lekeleri yoktu.

Yurtdışında son dönemde takipçi sayısı gittikçe artan bir düşünce var

Yıllardır savunduğum görüşü destekliyor. Kendinizi güneşten değil ısıdan koruyun.

Bazı içerikler var. Soğuk ülkeler için üretilmiş. Filtreleri de o ülkelerin UV indexine göre ayarlanmıştır. İçindeki sentetik silikonun soğukta cilde verdiği zarar sıcaklık yükseldiğindeki kadar fazla olmayabilir.

Sentetik silikon içeriğine sahip, alkol ve parabenli içerikler saç kurutma makinesini yaklaştırsanız ciltte bir tepkiye neden olabilir.

Evet bazı içerikler belli bir ısıda çalışır.

Kimyasal filtrelerden kullanılan Çinko Oksit ve Titanyum Dioksit lekeleri cildi bir vadede kurutabilir. Çünkü hücrenin sıvısını kaybedip kurumasına da yol açarlar. İlginç bir gözlemdir ama tip 2 karsinojenik olan mesela bu Titanyum Dioksit’in lekeleri en kısa sürede iyileşeni. Ancak diyelim ki kimyasal peeling, lazer ve üzerine güneş kremi kullanıldıysa ya da sentetik silikona maruz kalan cilde akneden dolayı bir de kimyasal peeling yapıldıysa, ardından güneş kremi sürdünüz, bir ısı kaynağına maruz kaldınız ( saç kurutma makinesi, ısı yayan saç şekillendiriciler ve/veya ani hava sıcaklığı artışı).

Bu türde lekeler benim gözlemime ve yıllardır bize ulaşan datalara göre en zor iyileşen ciltler. İyileşmeden kastımız ise cildin tekrar nemli beyaz ve bebeksi görüntüsüne kavuşması.

Yaptığım gözlemlere dayanarak iyileşme zorluğu en kolaydan en zora doğru olan cilt tipleri ve ürün kullanmış ciltler

  1. Kimyasal Peeling, Lazer uygulaması yaptırırken güneş kremi kullanımş olanlar 20 + Hafta
  2. Kimyasal Peeling Yaptırmış Olanlar 10+ Hafta
  3. Sentetik Silikon içerikli nemlendirici kullanmış olanlar 8 – 10+ Hafta
  4. Fondöten ve bb kullananlar 4- 6 Hafta
  5. Güneş Kremi kullanmış olanlar – 1 – 4 Hafta (Hızlı toparlama)
  6. Kimyasal Peeling, Lazer uygulaması yaptırırken ve sonrasında sentetik silikon içeriği kullanmış olanlar +52 Hafta

Şimdi bunları kimseyi üzmek ve telaşlandırmak için yazmıyorum. Bunlar yıllardır bize gelmiş, gönüllü olarak datalarını vermiş ve ürünleri kullanarak bize gözlem fırsatı vermiş bir çok kullanıcıdan alınan bilgiler ışığında bir gözlemsel değerlendirme..

Bu blogu gizliden gizliye okuyan ürün geliştiriciler de var bilmiyor değilim. Esasen şimdi sizler de şaşkınsınız değil mi?

Tamam anladım mesajı aldınız.Artık ürün geliştirirken belki durum değişir.

ORTA KUŞAK NEDİR?

Türkiye bir orta kuşak ülkesidir ve güneş ışınlarını aldığı açıya bakıldığında Türkiye güneşli bir ülkede ılıman bir iklime sahiptir. Ülkenin kuzeyinde sıcaklık ortalaması yıllık 14 iken bu rakam güneyde 19 derece olduğunu düşünürsek bu ortalamanın yaz aylarında 20 derecenin üzerine çıktığını da var sayarsak kullanılan bir çok ürün içeriğinin bu ısılarda aktive olması yani çalışması mümkün.

Ama çarpıcı bazı sonuçlar var. Fransa ile aynı enlemlerdeyiz. Ancak Fransız kadınlarının güneş kremi sürmedikleri, ciltlerine pek bir şey kullanmadıklarını, parfüm konusunda daha sıkı takipte olduklarını görüyoruz. Cilt lekeleri neden bizden daha az.

Türkiye ve Ortadoğu coğrafyasındaki bir çok ülke estetik kaygıları daha ön planda tutan ve bunun için daha çok para harcayan kategoride.

Almanya : Alman kadınları ile uzun dönem vakit geçirme fırsatım oldu. Kendileri genelde özellikle eski kuşak çok ürün kullanmaz ancak ekonomileri rahattır. BB ve cc kremleri gençler tercih ediyor ama ciltlerinde problem olanlar yatıştırıcı ürünler kullanmayı tercih ediyor.

Makyaj ürünleri kullanımı konusunda İngiliz kadınları gibi değiller ya da bir Azerbaycan veya İran asla olamazlar.

Günlük temizleme rutinlerini abartma ya da çok fazla ürün kullanma arayışında olmazlar.

Alman kadınlarının en büyük cilt problemi ise tabiki akne ve akne rosacea

Sebep : Beslenme.

Cilt lekeleri Alman kadınlarında bir problem değil çünkü onlarda güneşten kaçma ya da korunma söz konusu da değil. Alman ırkı özellikle sarışın, mavi gözlü beyaz tenli olanlar güneşi gördüğü her zaman ondan faydalanmaya çalışıyor. D vitamini doğan her bebeğe yükleniyor ve D vitamininin önemi konusunda bilinçliler.

Nemlendiriciyi her zaman kullanmıyorlar. Kaş kirpik yaptırmıyorlar. Doğal görünüm onlar için önemli. Alman kadınlarının saçları ile de bir derdi yok ancak silikonsuz şampuan kullanmayı severler.

Fransa :  Melankoliyi bir bir yaşam biçimi haline getirip özendirmekte başarılı Fransız kadınlarının pek bir cilt derdi yok. Probiyotikten zengin beslenmenin ya da yüksek yağ içermeyen besinler almanın da cildin sakin kalmasında etkili olduğunu düşünüyorum. Ancak Fransa’da gördüğüm en açık seçik olay şu.

Kadınlar işe gidecekse sabah azıcık kruvasan yiyor  ve bolca acı kahve içiyor. Gün ortasında dışarıda olanlar yemek yediği ve aç kalmadığı için daha iyi. Lakin evde vakit geçiren bir Fransızın erken kırışma ve üşengeçlikten kendisini aç bırakması sonucu en büyük sorunu kollajen. Fransızlar parfümü seviyor ancak sosyo-kültürel olarak yaşam biçimi genelde bir Almanya kadar üretme ve çalışma odaklı olmadığından Fransız kadınları sandığınız gibi kendisine bakmaz.

Fransa’da yaşayan İtalyan asıllıların genetikleri şanslı ve bu kadınlar cildine bir şey kullanmaz. Genelde iş dünyasında olan ve gelir seviyesi yüksek kesim rollon, parfüm, fondöten ve gece gündüz kremleri kullanıyor. Ancak güneş koruma kremleri yine bir Fransız’ın çok da ilgi alanında değil.

Fransa’nın geçmiş dönemde sömürgesi olan Kuzey Afrika topraklarından Fransa’ya göç etmiş olan Frankofonlar ise ciltlerinde esmerlik, güçlü kas yapısı ile dikkat çeker. Bu kesimde bb kullanma oranı Fransızların kendisine göre daha fazladır ancak cilt lekeleri bu kesimde yine yok denecek kadar az. Genetikten şanslılar. Bu kesim yine cilt lekeleri vs için SPF kullanmıyor. Renkli kozmetik tercih ediyor.

Italya  : Dünyanın bence en rahat ve iyi yaşamak için çalışan tasarımcı milletlerinden İtalyanların cilt kozmetikleri ile alakaları sadece gereklilik üzerinedir. Onlar zorunlulukları sevmez. Kimileri onlar için tembel der ancak bana göre konformist yani konfor düşkünü olan İtalyan kadınları kozmetik konusunda bizim kadar güneş koruyucu, nemlendirici merakında değiller.

Sirke, şarap ve peynir gibi probiyotik oranı yüksek gıdalar, zeytinyağı gibi damar iç çeperlerini koruyan ve iyileştirici özü düzgün şartlarda usulüne uygun elde eden İtalyan kadınları Akdeniz ülkesi kadınlarının tipik özelliklerini taşımaktadır. Ancak İtalyan kadınları ile aynı enlemde olan İzmirlilerde cilt lekesi problemi kıyasla daha fazladır. Güneşin memleketi İtalya’da bağda bahçede şapka ile gezilir, belli saatlerde güneşe de çıkılır, denize de gidilir. İtalyanlar güneşli memleketlerinde güneşten kaçmaz. Kemik erimesi problemi de yaşamaz. Çocuklarını da belli saatlerde düzenli güneşe çıkarır.

Ciltlerde Gürcistan – Azerbaycan – Türkiye kıyaslaması 

Gürcistan’da kadınlar endüstriden uzak yaşıyor ve hayvancılık ile uğraşan bu ülkede kadınların hiç bir cilt sorunu da yok. Öyle çok ciddi kozmetik alışverişi yapacak paraya da sahip değiller ve eczanelerinden aldığım Rusya menşeili Bepanthol onların da tercihi. Ama son gidişimde Tiflis’te 2 alışveriş merkezi olduğunu gördüm. Makyaj ürünleri gelir seviyesinin üzerinde biraz pahalı. Herkes alamıyor. Dermo – kozmetikte ise genel olarak ciltler beslenme ve hava şartlarındaki kalite nedeniyle aman da aman ürün kullanalım zorunluluğu hissetmiyorlar. Herkesin cildi normal diyebilirim.

Azerbaycan’da da bir çok yerde hava kalitesi iyi. Kadınlar düzgün besleniyor. Alkol alanlarında erken kırışma ve kollajen kaybı var. Ancak genel olarak güneş koruyucu hayatlarında yok. Onlarda da bb efsanesi yer bulmaya başladı. Parfüm ve göz makyaj ürünleri, rujlar vazgeçilmezleridir. Ciltleri dayanıklı çünkü bağışıklık sistemleri kuvvetli.

Türkiye ile kıyaslandığında cilt lekeleri problemi ile karşı karşıya değiller. Ancak D vitamini problemi de yaşamıyorlar. Bağırsak florası konusunda hassas davranmazlar yani bizim kadar asla üstüne düşmezler. Kadınlar probiyotik, kollajen nedir bilmez ama aldıkları besinler kaliteli .Hayvansal gıdaları, peynir ve yoğurtları endüstriyel değil. Reçellerini kendileri yaparlar. Sebzeyi mevsiminde pişirirler. Kayısı ve kurutulmuş meyve de onlar için çok önemli . Bu meyvelerin kurumuşu Gürcistan coğrafyasında da çok yaygın ve vitaminler açısından çok zengin. Bu anlamda cilt ile direk ilişkisi olan beslenmenin cilt defansını arttırdığını söylersek, güneş koruması kullanmaya ihtiyaç görmeyen bu milletin de cilt lekeleri yok.

Türkistan – Moğolistan Kırgızistan (Orta Asya)

Bu coğrafyanın insanları yani esasen Türkler ve Moğol kökenliler (Rusya ayrıca ele alınacak) ciltleri rüzgar, soğuk ve güneşe dayanıklıdır. Güneş koruyucu, nemlendirici, kimyasal kozmetikler, temiz kozmetikler ve bilimum cilt içerikleri ile neredeyse hiç karşılaşmamış olan bu coğrafyanın en büyük sorunu yanıklardır. Yanık derken en çok kaynar su yanıkları. Bu fiziksel kazaların dışında UV ya da enflamasyon (yangı) nedeniyle anne, anne rosacea, dermatit bu coğrafyada çok karşılaşılan problemler değil. Beslenme konusunda endüstriden uzak, hayvansal gıdadan ve kolajenden yoğun, bölgenin fiziksel şartlarına ve çetin iklimine karşı yüzyıllar içinde süre gelmiş iyi alışkanlıklar ciltlerin ve bağışıklık sisteminin düzenini koruyor.

Bir Moğol kadını çadırda yaşar, bir Kırgız kadını kıl çadırında, kar , kış ya da sıcak demeden yaşar. Cildi gergin, yanakları al aldır. Burun ve gözler küçüktür. (Adaptasyon) Cilt dokusu şehirli bir kadının ki kadar da ince değildir. Yıllar içinde bu coğrafyadaki kadınların göz altlarında hafif kırışıklık dışında başka  bir şey göze çarpmamaktadır.

Gözlemlerim hep gezdiğim dolaştığım coğrafyalarda hekimlerden ya da o ülkenin insanlarından alınmış bilgiler ışığında sizlerle paylaşılır. Yıllara dayanan bu gözlemler 2012’den 2018’e kadar olan aralıkta edinilmiş bilgilerdir. Bu bilgilerin değişimi coğrafyada değişen sosyo-kültürel ve ekonomik değişimlere bağlı olarak farklılıklar gösterebilir.

Daha da doğuya doğru gidersek, Çinliler ve Japonlar ile ilgili de bir kaç gözlem var.

Çin ve Japonlar farklı ırklar. Japon kültürünün Geyşa kadınlarında makyaj ve cildin beyazlatılması bir gelenektir. Güçlü, sanatçı, önemli bir figür olan bu Geyşa kadınlar ciltlerine sanmayın ki güzel içerikler kullanıyordu. Arsenik kullanan Geyşaların ciltlerinde çukurlar, türlü alerjiler ve ciltte hızlı yaşlanma kaçınılmazdı. Sonraları pirinç tozu kullanmayı akıl etmişlerdir. Sürmeyi ise bitkilerden hazırlarlardı. Hindistan ve Japonya’da yapılan bu sürmelerin aynı zamanda Arabistan Yarımadası ve Mezopotamya’da da gözleri alerjik reaksiyonlardan korumada öncül bazı içerikler taşıdığını biliyoruz.

Mesela bir Afgan Kadını yeni doğmuş bebeğine bile sürme çeker.

Çinlilerinse bitkilerden hazırlanan geniş reçeteleri var. Ciltlerinin bakımı ve beyazlığı konusunda Çinli kadınlar oldukça meraklı. Çin çok geniş bir coğrafya ve sanayileşmiş alanlarda halkın solunum problemleri, metabolik sendrom konusunda bazı çıkmazları var. Mesela Pekin yüksek sanayi kirliliği nedeniyle halkın en çok sağlık sorunu yaşadığı şehirlerinden biri. Tabi bu cilt problemlerine neden oluyor mu elbette. Ancak Çin’in kasabaları ve endüstriden uzak köylerinde halkın cildi ile ilgili problemlerde bitkisel reçetelere başvurduğu ve sorunlarının üstesinden geldiğini biliyoruz.

Rusya

Genelde soğuk bir ülke olan Rusya’da kadınların cildindeki en büyük problem dış etmenler sanılıyorsa da değil, sadece alkol ve zararlı tüketim alışkanlıkları. Rus kadınlarının beslenme tarzı soğuğa dayanıklı ve yağ metabolizmasını koruyan türden. Ancak alkol tüketiminin ve eğer tütünde işin içine giriyorsa kadınlar üzerinde çarpan etkisi erkeklere oranla kadınlarda daha yüksek bir etkisi bulunduğundan bir çok Türk’ün kafasındaki Rus kadını çabuk çöküyor konusu baş gösteriyor. Halbuki yaşam şeklinin yaşlanma üzerinde direk etkileri var.

Rus kadınlarının otlardan, bitkilerden, arılardan ve türlü ağaç kabukları ile yosunlardan elde ettikleri güzel reçeteleri var. Dünyada doğu tıbbını en iyi tatbik eden milletlerden biri de Ruslar ve makyaj ürünlerini kullansalar bile ciltleri ile ilgili olmak istediklerinde oldukça başarılı anti-aging sonuçlar da alıyorlar. Bir diğer konu ise Rus kadınları özellikle kutuplara yakın bölgede Kuzey enlemlerinde konum olarak kendisine nazaran güney enlemlere oranla daha çok UV ve kozmik radyasyona maruz kalmakta ancak kimyasal filtre yani güneş UV koruma kremleri kullanmamaktadır.

Rus kadınları bilgilidir ve ne yapması gerektiği konusunda dominanttırlar.

Kuzey – Orta Amerika

Amerika genel olarak bir kozmetik cenneti denebilecek türden özel bir coğrafya. Nedeni ise basit: Alım gücü.

FDA’nın sert kurallarına rağmen Amerikalılar uzakdoğudan, bir çok dünya ülkesinden ucuza gelen ürünlere kolay kavuşma fırsatı yakaladılar. Amerikan menşeili ürünlerde zaten pazarda büyük söz sahibi. Ancak Amerikalı kadınlar temiz kozmetik nedir daha bir kaç yıldır Hollywood yıldızlarından öğrenmeye başladı. Amerikan kozmetikleri benim nazarımda evime sokacaksam iyice düşünmek zorunda olduğum türden. Yani Amerikalı bilim insanları araştırma ve geliştirmede çok  iyilerdir ama bir Alman ekolünde çalışmazlar. Almanlar test ve analiz süreçlerinden sonra çıkacak ürünü iyi sentezler ve bu yüzden ticarileştirme olmasa da dermo-kozmetikte butik olarak kalması ve yararına geliştirilecek olan üretimlerini satıştan daha öncelikli görürler. Amerika’dan ürün alınacaksa içerikler daha çok okunmalıdır. Amerika’da en çok cilt lekesi ve akne problem olarak göze çarpmaktadır. Biliyoruz ki paket gıdaların olağanca yüksek oranda tüketildiği bölgede cilt problemlerinin yaşanması zaten çok mümkün. Bir Kaliforniyalı kadının cildi ile aynı yaş grubunda bir Antalyalı’nın cildi kıyaslandığında benzerlik gösterecektir. Ancak burada bu iki şehirde de kozmetik kullanma eğilimi bir Mardin iline göre yüksek. Bir Mardinli’nin şansı ise probiyotikçe zengin beslenme ve kimyasaldan uzak kalmasıdır.

SONUÇLAR

Bu kadar gözleme neden ihtiyaç duyduk?

Bir olay değerlendirmesinde karşılaştırma yapmak yani referans almak durumun yeterince detaylı incelenmesi için iyi bir yöntem. Cildimde bazı problemler var. Neden var? Acaba bu tüm bu gezegenin problemi mi? Irklara ya da DNA’lara göre değişkenlik mi gösteriyor? Kozmetik kullanımının bu gezegendeki sonuçları neler? Kozmetik bileşenlerin çevre ve canlı sağlığı açısından ne gibi sonuçları var?

Buradan bir kitap yazmak mümkün.

Ancak şunu kendimize hep soralım. Cildimize kullandıklarımızı neden kullandığımızı ve hangi ölçekte kullandığımızı bilelim. Dünyanın daha iyi bir yer olması, üzerinde yaşayan bizim hep birlikte aksiyon almamızı gerektiriyor olabilir.

Amerika’da ve Avrupa’da eş zamanlı olarak başlayan Temiz Kozmetik alanında bizde Türkiye’de ve temsil ettiğimiz diğer bölgelerde üzerimize düşeni fazlasıyla yapmaya hazırız, yapıyoruz ve bundan dolayı oldukça mutluyuz.

Destekleriniz için teşekkür ediyoruz.

Sağlıkla!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *